Maktel-i Hüseyinler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Maktel-i Hüseyinler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2014 Pazar

Kitap Tanıtımı: Resul Caferiyan, Teemmülî der Nehzet-i Âşura



Resul Caferiyan, Teemmülî der Nehzet-i Âşura, Neşr-i Muverrih, Kum 2. Baskı 1386/2007, 376.

Çağımızda Şia tarihi çalışmalarının öncü isimlerinden biri olan Dr. Resul Caferiyan’ın Türkçeye “Âşura Hareketi Üzerine Etraflıca Düşünmek” şeklinde çevirebileceğimiz Teemmülî der Nehzet-i Âşura başlıklı kitabı, önsöz ve on iki bölümden oluşmaktadır.

Kitapta daha önce çeşitli dergilerde yayımlanan makalelerine de yer veren Caferiyan, önsözde Âşura ve Kerbela hakkında ne kadar yazılsa da bir şeylerin mutlaka eksik kalacağına dikkat çekmektedir.

Kitabın “Derbare-i Menabi-i Âşura” (Âşura Tarihinin Kaynakları Hakkında) başlıklı bölümünde Caferiyan, Kerbela Olayı’nın en eski kaynaklarını etraflıca incelemektedir. Caferiyan, bu bölümde, sırasıyla şu müellifleri ve kitaplarını ele alır: Ebu Mihnef (ö. 157), Muhammed b. Sad (ö. 230), Belazurî (ö. 279), Dineverî (ö. 282), Taberî (ö. 310), İbn A’sem (ö. 314), Harezmî (ö. 568), Taberanî (ö. 360). Bu bölümün devamında müellif, hicrî III. ve IV. yüzyılda kaleme alınan ve Kerbelâ Olayı’nı kısaca ele alan müelliflerden ve kitaplarından da söz etmektedir. Bu kısımda üzerinde durulan müellifler ise şunlardır: Yakubî (ö. 292’den sonra), İbn Temim (ö. 333), Makdisî (ö. 355/966’dan sonra).

Caferiyan, birinci bölümün devamında, Kerbela Olayı’nın masalsı ve edebî kaynakları hakkında bilgi vermekte, bu eserlerin gerçekleri ne derece çarpıttığını tespit etmeye çalışmaktadır.

“Zemineha-yi Kıyam-ı Kerbela” (Kerbela Kıyamının Altyapısı) başlığını taşıyan ikinci bölümde Caferiyan, Kerbela Olayı’na kadarki dönemde Kureyş kabilesinin ve bu kabileye bağlı boyların genel durumu tahlil etmektedir. Bu bölümün devam eden kısımlarında müellif önce bu süreçte dinin ne şekillerde algılandığını (dine maslahatçı, menfaatçi ve ihlâslı yaklaşımlar) ortaya koymakta, ardından bu dönemde ortaya çıkan siyasî sistemleri (Nebevî sistem, hilafet sistemi ve saltanat sistemi) incelemektedir. Daha sonra İmam Ali’nin ve Ali Evladı’nın ortaya çıkan problemleri ne şekilde çözüme kavuşturmaya çalıştıklarını ele alan Caferiyan, ardından İslâm tarihi üzerine çalışanların göz ardı ettikleri çok önemli bir konu üzerinde yoğunlaşmaktadır: Müslüman halkların inanç biçimleri. Caferiyan, ikinci bölümü, Emevîlerin halkı nasıl inhirafa sürüklediğini ele alarak bitirmektedir.

“Gozareşname-i Vakıa-i Kerbela (Yek Maktel-i Kutah)” (Kerbela Vakıasının Özeti: Kısa Bir Maktel) başlıklı üçüncü bölümde Caferiyan, İmam Hüseyin’in doğumundan şehadetine kadar geçen zaman dilimini numaralandırdığı paragraflarda kısa kısa ele almaktadır. Buna göre bu bölümde yüz madde bulunmaktadır. Müellif, bu bölümde, kitabın birinci bölümünde tanıttığı erken dönem kaynaklarının yanı sıra geç dönem kaynaklarını da esas almıştır.

Caferiyan, “Yek Gozareş-i Diger ez Ruyidad-i Kerbela” (Kerbela Olayı’nın Bir Başka Özeti) başlığını taşıyan dördüncü bölümde, bu kez Muâviye’nin ölümünden sonra İmam Hüseyin’in hayatını ve Kerbela Olayı’nı başlıklar halinde ele almaktadır.

“Erbain-i İmam Hüseyin” (İmam Hüseyin’in Kırkı) başlıklı beşinci bölümde Resul Caferiyan, Erbain Ziyareti’ni esas alarak, Şia tarihinde İmam Hüseyin’in kırkında yas tutmanın ne zaman ve ne şekilde ortaya çıktığını incelemektedir.

Altıncı bölümün başlığı, “Hikmet-i Şehadet-i İmam Hüseyin”dir (İmam Hüseyin’in Şehadetinin Hikmeti). Bu bölümde Caferiyan, İmam Hüseyin’in niçin şehadeti seçtiğini ele almakta, bu konuda gündeme taşınan soruları cevaplamaktadır.

“Asar-i Nehzet-i İmam Hüseyin” (İmam Hüseyin’in Kıyamının Etkileri) başlıklı yedinci bölümde Caferiyan, İmam Hüseyin’in kıyamının Emevîlerin yıkılması sürecini hızlandıran sonraki kıyamları nasıl etkilediğini incelemektedir.

“Mururî ber Kitab-ı Kamilu’z-ziyarat-ı İbn Kavlaveyh” (İbn Kavlaveyh’in Kamilü’z-ziyarat Kitabı Hakkında) başlıklı sekizinci bölümde Resul Caferiyan, İbn Kavlaveyh’in (ö. 386) yüz sekiz babdan oluşan Kamilü’z-Ziyarat adlı kitabında naklettiği İmam Hüseyin Ziyareti çerçevesinde Şia kültüründeki ziyaret geleneğini ele almaktadır.

Kitabının, “Ebad-i Şiarî ve Şeklî-i Nehzet-i İmam Hüseyin” (İmam Hüseyin’in Hareketinin Ülküsel ve Şekilsel Boyutları” başlığını taşıyan dokuzuncu bölümünde Caferiyan, tarihte vuku bulmuş bir olay olarak Kerbela hadisesinin bugün nasıl algılandığı ve gündelik hayatı nasıl etkilediği üzerinde durmaktadır. Müellif, Kerbela’nın ülküsel ve şekilsel yansımalarını, ravzahanî/mersiye okuyuculuğu, sinezenî desteleri ve taziye çerçevesinde incelemektedir.

“Bester-i Tarihî-i Ezadarî-i Ehlisünnet Beray-i İmam Hüseyin” (Ehlisünnet’te İmam Hüseyin’e Yas Tutmanın Tarihî Kökeni) başlığını taşıyan onuncu bölümde Caferiyan, Zeyd b. Ali’nin kıyamından sonra ortaya çıkan Zeydîliğin Hanefîlik ve Mutezile üzerindeki etkisinden hareketle, hicrî III. yüzyıldan itibaren Osmanîlik karşısında ortaya çıkan ve Sünnîlik ile Şiîlik arasında bir yol izleyen akımı tahlil etmektedir. Bölümün devamında Caferiyan, Timurlulular döneminde Horasan’da icra edilen maktel okuyuculuğu geleneğini ve Sünnî âlimlerce yazılan İmam Hüseyin konulu bazı eserleri ele almaktadır.

On birinci bölümün başlığı “Tahrifat-ı Âşura”dır (Âşura’nın Tahrifi). Caferiyan bu bölümde Âşura’nın tahrifini tanımlamakta, ardından ne zaman ve ne amaçla tahrif edilmeye başlandığını incelemektedir. Tahrifi ortaya çıkaran etkenleri ele alan Caferiyan, Hüseyin Vaiz Kaşifî’nin Ravzatü’ş-Şüheda adlı eserinin tahrifteki rolünü ayrı bir başlık altında incelemektedir. Tahrifle nasıl başa çıkılabileceği hakkındaki görüşlerini de aktaran müellif, tahrifle mücadele eden ve bu konuda Lulu ve Mercan adında bir kitap yazan Mirza Hüseyin Nurî’nin ve merhum Murtaza Mutahharî’nin yöntemleri üzerinde de durmaktadır.  

Kitabın son bölümü olan “Ravzatü’ş-Şüheda-i Molla Hüseyin Kaşifî” (Molla Hüseyin Kaşifî’nin Ravzatü’ş-Şüheda’sı) başlıklı on ikinci bölümünde Caferiyan, Farsça maktel yazıcılığının tarihine de ışık tutarak, Şiî ve Sünnî edebiyatındaki etkisi hâlâ devam eden Ravzatü’ş-Şüheda’yı incelemektedir. Bu bölümde, Hüseyin Vaiz Kaşifî’nin hayatını, eserlerini ve mezhebini ele alan Caferiyan, daha sonra Ravza’nın kaynaklarını ayrıntılı bir biçimde ortaya koymaktadır. Müellif, özellikle Vaiz Kaşifî’nin rivayetlerini hikâye formunda naklettiğini, dolayısıyla tenkit etmediğini vurgulamaktadır. Bu bölümün son kısmında Caferiyan, Ravzatü’ş-Şüheda’nın İran’ın Şiîleşmesi sürecindeki etkisi üzerinde durmaktadır. 

Ertuğrul Ertekin

1 Kasım 2014 Cumartesi

Kitap Tanıtımı: Asaf Durakovic, Hüseyin (ra): Kerbela Destanı


Asaf Durakovic, Hüseyin (ra): Kerbela Destanı, çeviri: Öykü Sezer, Sufi Kitap, İstanbul 2013, 92 s.

İnternetteki yazılardan 21. yüzyıl fakihi, âlimi ve Halvetî, Hayatî ve Rufaî tarikatlarından icazet almış bir Alemî şeyhi, aynı zamanda tıp doktoru olduğunu öğrendiğimiz Asaf Durakovic, Boşnak asıllı olup Amerikan vatandaşıdır.

Kitapları Türkçeye de tercüme edilen Muhyiddin Şekûr, mürşidim diye bahsettiği Durakovic’in Kerbela destanını şu sözlerle tavsif eder:

“Şundan hiç şüphem yok ki, Şeyh Asaf’ın, Kerbela Hadisesi’ni şiir biçiminde hikâye etmekten maksadı, konuya ilgi duyan ya da hakikat arayışında olan okurlarda yoğun bir duygusallık hâli hâsıl etmek değil. Onun asıl isteği, Kerbela’da vuku bulan olaylara içkin olan asalet, ironi, kudret ve derin acıyı hem akla hem de kalbe hitap edecek şekilde ifade etmekten ibaret.”*

Hüseynî Hayatî Rufaî tarikatına mensup olan Durakovic’in geleneksel yöntemi izleyerek yazdığı manzum “Hüseyin (ra): Kerbela Destanı” başlıklı kitabı, prolog ve on bölümden/meclisten oluşur. Her bölüm, her biri altı dizeden oluşan 30 kıtadan oluşmaktadır. Anlatısında kimi zaman kronolojik sırayı takip etmediği görülür. Örneğin Kasım’ın Ali Ekber’den önce şehid olduğunu yazar.

Durakovic, Prolog’da, Allah’a hamdüsena, Peygamber Efendimize ve Ehl-i Beyti’ne salatüselam ile başlar. Son dizede tarikat zümrelerinde devam ettirilen Muharremin ilk on günündeki Kur’ân’ı hatmetme geleneğine gönderme yapan Durakovic, okuyucuları bu geleneği devam ettirmeye çağırır.

Birinci bölümde Durakovic, Kûfelilerin İmam Hüseyin’e yazdıkları mektuplardan söz eder. Eline ulaşan binlerce mektuptan sonra İmam Hüseyin, Müslim b. Akîl’i Kûfe’ye gönderir. Bu esnada Abdullah b. Abbas, İmam Hüseyin’le görüşür ve onu uyarır.

İkinci bölümde, Hz. Hüseyin’in Mekke’den ayrılması, Medine’ye gitmesi, Müslim’in şehadeti ve Ferazdak’ın İmam Hüseyin’le karşılaşması ve onu uyarması anlatılır. Daha sonra İmam Hüseyin Kûfelilere mektup yazar. Züheyr b. Kayn, İmam Hüseyin’in kafilesine katılırken bir kısım yareni de kafileden ayrılır.

Üçüncü bölümde İmam Hüseyin’in Beni Mukatil Sarayı’na varışı anlatılır. İmam Hüseyin burada Ubeydullah b. Hür ile karşılaşır ve onu kafilesine katılmaya çağırır. Beni Mukatil’den ayrılırken İmam Hüseyin rüyasında dedesi Hz. Muhammed’i (s) görür. Sonra Beni Akreme mevkiine varır, Hür b. Yezid Riyahî ile karşılaşır ve Kerbela’ya doğru hareket eder.

Dördüncü bölümde, kafile, Kerbela’da çadır kurar. İmam Hüseyin, Kays ile Kûfelilere mektup gönderir. Kays yakalanır ve İbn Ziyad’ın emriyle şehid edilir. Ömer b. Sad’a Kerbela’ya gitmesi emredilir.

Beşinci bölümde, İbn Sad, Kerbela’ya gideceğini ailesine söyler. Büyük oğlu karşı çıkar, kızar. İbn Sad Rey Valiliği’ni almak arzusuyla ailesini dinlemez, Kerbela’ya yollanır. İmam Hüseyin’le görüşen İbn Sad istediğini elde edemeyince Fırat suyunun kesilmesini emreder.

Altıncı bölümde, Muharrem’in yedinci günü meydana gelen olaylar anlatılır. Ebulfazl Abbas düşman askerlerinin arasından geçerek Fırat’a ulaşır ve bir kırba su getirir. Bunun üzerine İbn Sad, iki bin askeri daha suyun önünü almakla görevlendirir. İmam Hüseyin’in sahabîsi İbn Hasin düşman askerleriyle görüşür, İbn Sad’ı ihtar eder.

Yedinci bölümde, Muharrem’in sekizinci günü gelmiştir. Şimr b. Zilcevşen, İbn Ziyad’a, İbn Sad’ın savaşmak yerine İmam Hüseyin’le görüştüğünü haber verir. Bunu fark eden İbn Sad ordusunu savaş düzenine sokar ve savaş başlar.

Sekizinci bölümde İmam Hüseyin, Ceddeh adında bir düşman askerine beddua eder ve Ceddeh’e azap iner. İmam sahabîlerini ve akrabalarını son kez uyarır. İsteyenlerin geri dönebileceğini söyler. Kimse geri dönmez. Ertesi gün, Âşura Günü, İmam Hüseyin’in ordusu savaş düzeni alır.

Dokuzuncu bölümde, İmam Hüseyin, düşman askerlerine hitap eder, onları uyarır. Konuşmadan sonra İbn Sad ilk oku atar ve bununla övünür. Hür, İmam Hüseyin’in ordusuna katılır ve yiğitçe çarpıştıktan sonra şehid düşer. İmam Hüseyin, İmam Hasan’ın oğlu Kasım’ı kızı Fatıma ile evlendirir. Nikâhı yeni kıyılmışken Kasım savaş meydanına çıkar, Ezrak’ı öldürür, sonra şehid düşer.

Onuncu bölümde, Ali Ekber savaş meydanına çıkar; çarpışır şehid düşer. İmam Hüseyin düşmana son bir fırsat tanır. Ali Asgar’ı göstererek pişmanlık duymalarını sağlamak ister. Fakat düşman askerleri Ali Asgar’ı da şehid ederler. İmam Hüseyin, hasta oğlu İmam Zeynelabidin’le vedalaşır ve savaş meydanına çıkar. Acımasızca katledilir. İmam Hüseyin’in şehadetinden sonra düşman askerleri çadırlara yönelir ve kadınlarla çocukları esir alıp Şam’a götürürler.

Ertuğrul Ertekin

31 Ekim 2014 Cuma

Kitap Tanıtımı: el-Havarizmî, Kerbela Olayı



el-Muvaffak b. Ahmed Ebu’l-Müeyyed el-Havarizmî, Kerbela Olayı, tercüme: Yusuf Eğinç, Ocak Yayıncılık, İstanbul 2010, 518 s.

Asıl adı Maktelü’l-Hüseyin olan Kerbela Olayı başlıklı kitabın müellifi, el-Muvaffak b. Ahmed Ebu’l-Müeyyed el-Havarizmî veya Harezmî’dir. Daha ziyade Maktel-i Harezmî olarak bilinen eser, Şiîler ve Sünnîler tarafından güvenilir kabul edilmiş, muahhar tarihçilerin birçoğu bu kitaptan alıntı yapmıştır.

Eser, Şeyh Muhammed es-Semavî’nin yayıma hazırladığı baskısı üzerinden (Kum 1997) Türkçeye tercüme edilmiştir. es-Semavî tahkikinde, Seyyid Muhammed el-Mehdî 1306/1888-89 yılında Muhammed b. el-Hüseyin el-Amidî’nin 986/1578-79 yılında yazdığı nüshasından istinsah ettiği nüshayı esas almış, nadir olan bu nüshayı sahibinden bir aylığına ödünç alıp bizzat istinsah etmiştir.

484/1091 yılında doğan el-Havarizmî, öğrenimine babasının yanında başlamış, daha sonra ilim tahsil etmek için İran, Irak, Hicaz, Mısır ve Şam’a yolculuk etmiştir. Çok sayıda rivayet icazetine sahip olan müellif, uzun süre Carullah Zamehşerî’nin (ö. 538/1144) talebeliğini yapmış, daha sonra Zemahşerî’nin halifesi olarak tanınmıştır. Bir süre Harezm’de hatiplik yapan el-Havarizmî 568/1172 yılında burada vefat etmiştir.

el-Havarizmî’nin makteli giriş ve on beş bölümden oluşmaktadır. Müellif rivayetlerinin başında isnad zikretmek suretiyle kaynakları hakkında bilgi vermiştir. Maktelinin girişinde el-Havarizmî, kitabının kimsenin duymadığını öğrettiğini söyler ve gulatın ve yanılgıya düşenlerin zevk alacağı rivayetleri nakletmekten uzak durduğunu ifade eder.

Müellif, kitabın birinci bölümünde, Resulullah’ın (s) faziletlerinden örnekler vermiş, ikinci bölümde Hz. Hatice’nin faziletlerinden söz etmiştir. Hz. Ali’nin (as) annesi Fatıma binti Esed’in faziletlerinin anlatıldığı üçüncü bölümden sonra, dördüncü bölümde Hz. Ali’nin, beşinci bölümde Hz. Fatıma’nın faziletleri ele alınmıştır. Altıncı bölüm, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in (as) faziletleri hakkındadır. Sekizinci bölümde ise Hz. Peygamber’in Hz. Hüseyin’in başına gelecekler hakkında buyurduğu hadisler nakledilmiştir.

Dokuzuncu bölümden itibaren el-Havarizmî, Kerbela Olayı’nı hazırlayan olayları anlatmaya başlamaktadır. Muâviye döneminde Hz. Hüseyin’le Velid b. Utbe ve Mervan b. Hakem arasında meydana gelen olaylar ile Muâviye’nin ölümünün ele alındığı dokuzuncu bölümü, Hz. Hüseyin’in Mekke döneminde yaşadıklarının ve Kûfelilerin mektuplarının nakledildiği onuncu bölüm izlemektedir.

“Hz. Hüseyin’in Irak’tan Kerbela’ya yolculuğu, Yolda Başına Gelenler, Kerbela’da Konaklaması ve Orada Öldürülmesi” başlıklı on birinci bölümde müellif, Kerbela faciasını bütün ayrıntılarıyla ortaya koymaya çalışmaktadır.

On ikinci bölümde el-Havarizmî, Hz. Hüseyin’in katillerinin ve ona yardım etmeyenlerin akıbetini anlatmaktadır. On üçüncü bölümde, Kerbela Olayı’ndan hemen sonra söylenen mersiyelerden örnekler veren müellif, erken ve geç dönem Kerbela mersiyelerine dair önemli bilgiler vermektedir.

“Hz. Hüseyin’in Türbesini Ziyaret Etmek ve Bunun Fazileti” başlıklı on dördüncü bölümden sonra el-Havarizmî, kitabının son bölümü olan on beşinci bölümde, Hz. Hüseyin’in intikamını almak için kıyam eden Ebu İshak Muhtar b. Ebi Ubeyd b. Mesud es-Sekafî’nin (ö. 67/687) kıssasını ayrıntılarıyla ele almaktadır. Kerbela sonrası meydana gelen hadiseler başka maktellerde kısaca ele alınırken el-Havarizmî, son bölümde uzun uzun bu konuyu işlemeyi tercih etmiştir. Müellif, maktelini Muhtar’ın kıyamıyla sonlandırmasının sebebi şöyle açıklar: “Bu derlememi, ihlâslı olanların kalbini bu kan davalarından kurtaran Muhtar’ın hikâyesiyle, Ubeydullah b. Ziyad’ın öldürülmesini anlatarak bitirdim. Bir cinayet şebekesinin tutuşturduğu, Müslümanların kalbindeki ateşi sönmeyen yangını söndürmek ve asilerin, dünyada temizlenmesi zor olan ayıbını temizlemek istedim.”

Hüseyin Vaiz Kaşifî, Ravzatü’ş-Şüheda’sında müellifinin Havarizmî olduğunu söylediği Nuru’l-İlm adında Farsça bir maktelden faydalandığını belirmektedir. Bu bilgiden hareketle kimi araştırmacılar el-Havarizmî’nin maktelini Nuru’l-İlm adıyla Farsçaya tercüme ettiğini ileri sürmüşlerdir. Maktel-i Hüseyinler üzerine çalışan İranlı araştırmacı Muhsin Rencber, Maktel-i Havarizmî ile Kaşifî’nin alıntılarını karşılaştırmış, araştırması neticesinde kesin bir sonuca ulaşamamıştır (daha fazla bilgi için bkz. Muhsin Rencber, “Muarrifi ve Berresî-i Maktelü’l-Hüseyin Nigaşte-i Havarizmî”, Tarih der Ayine-i Pejuheş, Sayı: 4, 1383, s. 103-134).

Ertuğrul Ertekin

28 Ekim 2014 Salı

Kitap Tanıtımı: Mevsuatu Makteli Seyyidü’ş-Şüheda (as)



Mevsuatu Makteli Seyyidü’ş-Şüheda (as), hazırlayan: Merkez el-Hayme li-Dırasati’s-Sitraticiyye, İntişarat-ı Hayme, Tahran 1388/2009, 816 s.

Kerbela Olayı’nın meydana geldiği tarihten itibaren Şehidlerin Efendisi İmam Hüseyin’in (as) şehadetini anlatan çok sayıda kitap kaleme alınmıştır. Bilinen ilk maktel, Ebu Mihnef’in (ö. 157/774) yazdığı Maktelü’l-Hüseyin’dir. Ancak ne yazık ki bu eser günümüze ulaşmamıştır. Bununla birlikte Ebu Mihnef’in bir veya iki ravi aracılığıyla naklettiği ve maktelinde bir araya getirdiği rivayetleri sonraki tarihçiler kitaplarına almışlardır. Dolayısıyla bugün Ebu Mihnef’in Kerbela rivayetlerinin birçoğuna ulaşabilmekteyiz.  Ebu Mihnef’ten sonra da İmam Hüseyin’in şehadetini anlatan müstakil makteller kaleme alınmış veya tarihçiler kitaplarında Kerbela Olayı’na dair rivayetleri ayrı bir bölümde nakletmişlerdir.

Muhtevasını göz önüne alarak başlığını Maktel Derlemesi şeklinde Türkçeleştirebileceğimiz Mevsuatu Makteli Seyyidü’ş-Şüheda (as), erken dönemden geç döneme kadar kitaplarında İmam Hüseyin’in şehadetine bir bölüm ayırmış tarihçilerin kitaplarından yapılmış bir derlemedir.

Hayme Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından hazırlanan derleme sayesinde, Muhammed ibn Sa’d’dan (ö. 230) Suyutî’ye (ö. 911) kadarki altı yüzyıllık süreçte, önemli tarih kitaplarında Kerbela Olayı’nın nasıl işlendiğini görmek mümkün olmaktadır.

Derlemede eserlerinden alıntı yapılan tarihçiler şunlardır: Muhammed b. Sad, İbn Kuteybe Dineverî, Ahmed b. Muhammed b. Abdirabbih Endülüsî, Ebu’l-Hasan Ali b. Hüseyin Mesudî, Şeyh Saduk, Şeyh Müfid, Şeyh Tusî, Ebu Ali Miskeveyh Razî, Ebu’l-Ferec Abdurrahman b. Ali Cevzî, İzzeddin İbnü’l-Esir, Kemalüddin Muhammed b. Talha Şafiî, Sıbt İbnü’l-Cevzî, Kemalüddin Halebî (İbnü’l-Adim), Ebu’l-Hasan Ali b. İsa İrbilî, Cemaleddin Yusuf el-Mezzî, İmadüddin İsmail b. Kesir, Şehabüddin Ahmed Hüseynî Şafiî Layicî, Ali b. Muhammed b. Sabbağ ve Celaleddin Suyutî.

Ebu Mihnef’ten çok sayıda rivayet nakleden Taberî’nin Tarih’inden, rivayetlerin hacimli olmasından dolayı, bu derlemede alıntı yapılmamıştır. 

Ertuğrul Ertekin