Şiî Ulema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiî Ulema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2015 Çarşamba

Şeyh Abbas el-Kummî (1877-1941)



 
Şeyh Abbas el-Kummî

Kısaca Muhaddis Kummî olarak tanınan Şeyh Abbas b. Muhammed el-Kummî, 1294/1877 yılında Kum’da dindar bir ailede dünyaya geldi. Çocukluğunu geçirdiği memleketinde İslâmî ilimler tahsiline başladı. İlk öğreniminde Hacı Mirza Muhammed Erbab Kummî (ö. 1341/1923), Hacı Şeyh Ebulkasım Kummî (ö. 1353/1934) ve Hacı Seyyid Ahmed Tabatabaî Kummî’den (ö. 1334/1915) Arap edebiyatı, fıkıh ve fıkıh usulü dersleri aldı ve nestalik hattını Şeyh Muhammed Hüseyin Kummî’den meşk etti.

1316/1898 yılında, eğitimine devam etmek üzere İmam Ali’nin (as) meşhedinin bulunduğu Necef-i Eşref’e gitti. Necef’te, Urvetü’l-vuskâ’nın müellifi Seyyid Kazım Tabatabaî Yezdî’nin (ö. 1337/1919), Müstedrekü’l-vesâili’ş-Şia’nın müellifi Mirza Hüseyin Nuri’nin (ö. 1320/1902), İkinci Mirza veya Küçük Mirza olarak tanınan Mirza Muhammed Taki Şirazî’nin (ö. 1338/1920), Seyyid Hasan Sadr-ı Kazımî’nin (ö. 1354/1934) ve Seyyid Ebulhasan Nakavî’nin (ö. 1355/1936) derslerine katıldı. Ancak hadis ilmine fazlaca ilgi duyduğundan Muhaddis Nuri’nin mülazımı ve talebesi oldu ve ondan hiç ayrılmadı. Muhaddis Nuri ile Muhaddis Kummî arasındaki ilişki, üstad-talebe ilişkisinden çok irfandaki mürid-murad ilişkisine benziyordu. Şeyh Abbas Kummî, Muhaddis Nuri’nin birçok eserini birlikte istinsah etmiş, karşılaştırmış ve tashih etmişlerdir. Muhaddis Kummî, kendi eliyle yazdığı biyografisinde hayatının bu dönemini ve sonrasını şöyle anlatır:

“Allah bana ihsanda bulundu ve Büyük Şeyhimiz, Fakihlerin ve Muhaddislerin Hatemi, Sahilsiz İlim Ummanı, Kudsî Feyiz Sahibi Nuri et-Tabersî’nin (Allah burhanını nurlandırsın) mülazımı oldum ve Müstedrekü’l-vesâil’in son halini İran’da tabedilmesi için istinsah ettim. 1318/1900 yılına kadar Muhaddis Nuri’nin yanında kaldım. Sonra Allah bana Beyti’ni haccetmeyi ve İnsanların Efendisi’ni (saa) ve Masum İmamları (as) ziyaret etmeyi inayet etti. Hac dönüşünde Allah’ın ziyaretçilerine cenneti vaat ettiği Hz. Fatıma-i Masume’nin (sa) merkadini ziyaret etmek maksadıyla Kum’a gittim ve bu vesileyle ana babamla sılairahimde bulundum. Bir süre Kum’da kaldıktan sonra tekrar Necef-i Eşref’e döndüm ve orada Müstedrekü’l-vesâil ve Keşfü’l-estâr’ın mukabelesi, Lulu ve Mercan’ın istinsahı, Tahiyettü’z-zâirîn’in tasnifi çalışmalarına katıldım. Üstadım Muhaddis Nuri’den 1320/1902 yılında rahmet-i Rahman’a kavuşuncaya değin istifade ettim. Vefatından önce kendisinden bana ulemanın kitaplarını rivayet etme icazeti vermesini istemiştim, hayatının son günlerinde bana minnette bulunarak, kendilerinden rivayet icazeti kesbettiği meşayihin icazetnamelerine (bunlar, Müstedrekü’l-vesâil’in sonunda tafsilatıyla zikrolunmuştur) bağlı kalarak, tefsir, hadis, fıkıh, usul vb. ilimlerde ulemanın eski ve yeni eserlerini rivayet etme icazeti verdi.”

Şeyh Abbas Kummî, 1322/1904 yılında, Muhaddis Nuri’nin vefatından iki yıl sonra, memleketi Kum’a dönmek üzere Necef’ten ayrıldı. Yolda Hediyetü’z-zâirîn adlı kitabını tamamladı. Önce Kirmanşah’a geçti ve Irak’taki veba salgını sırasında kendisine bulaşan hastalıktan kurtuluncaya değin burada kaldı. Tamamen iyileşince Kum’a gitti. Şeyh Abbas Kummî, Kum’da kitap yazdı, eski üstadlarının derslerine katıldı ve irşad faaliyetlerinde bulundu. Bu arada Seyyid Zekeriya Kazvinî’nin kızıyla evlendi; ancak bir süre sonra eşinden ayrılması icap etti. 1329/1911 yılında ikinci kez hacca müşerref oldu. Hac dönüşünde tekrar memleketine gitti.

Şeyh Abbas Kummî, 1 Rabiülahir 1332’de (15 Haziran 1904) Hacı Aga Hüseyin Kummî’nin (ö. 1365/1946) ricası üzerine Meşhed’e gitti ve onun evinin üst katındaki, penceresinden İmam Rıza’nın (as) Âsitanesi’nin kubbelerinin göründüğü küçük bir odaya yerleşip çalışmalarını sürdürdü. Bu küçük odada kaldığı sürede Fevâidü’l-Radaviyye’yi kaleme almıştır. Muhaddis Kummî, Meşhed’e yerleşmeye karar verince, Hacı Aga Hüseyin Kummî Kum’a bir mektup yazarak kardeşi Ayetullah Hacı Seyyid Ahmed Tabatabaî’nin kızını Şeyh Abbas’a istedi. Eşinin Meşhed’e gelmesinden sonra Şeyh Abbas, Seyyid Sadreddin Sadr’ın (ö. 1373/1954) evinin yakınlarında küçük bir eve taşıdı.

Şeyh Abbas Kummî, 1341/1923 yılından itibaren Meşhed ulemasının ve talebelerin isteği üzerine Mirza Cafer Medresesi’nde perşembe ve cuma akşamları ahlak dersi vermeye başladı. Bu derslere binin üzerinde âlimin ve talebenin katıldığı rivayet edilir. Şeyh Abbas Kummî, Meşhed’de kaldığı dönemde defalarca Atabât-i Âliyat’ı (İmamların Necef, Kerbela, Kazımeyn ve Samerra’daki meşhedleri) ziyaret etmiş, üçüncü kez hacca müşerref olmuştur.

Rıza Han’ın İmam Rıza Asitanesi’ndeki Gevher Şad Camii’ne saldırısından sonra Şeyh Abbas Kummî, 1354/1935 yılında Necef-i Eşref’e hicret etti ve ömrünün sonuna kadar orada kaldı.

Irak’ta kaldığı süre içerisinde yaz mevsiminde daha serin bölgeler olan Lübnan ve Suriye’ye yolculuk eden Şeyh Abbas Kummî, 1359/1941 yılında Irak-Suriye ilişkilerinin bozulmasından dolayı yaz mevsimini Necef’te geçirmek zorunda kaldı. Bu yüzden de önceden var olan hastalığı ağırlaştı ve 65 yaşında, 23 Zilhicce 1359 (22 Temmuz 1941) tarihinde ruhunu Hakk’a teslim etti. Cenaze namazı İkinci Mirza’nın vefatından sonra Şiî merciliğinin lideri konumunda bulunan Ayetullah Seyyid Ebulhasan Isfahanî (ö. 1365/1946) tarafından kıldırılan Şeyh Abbas Kummî, çok sevdiği üstadı Muhaddis Nuri’nin İmam Ali (as) Türbesi’nin avlusunda bulunan kabrinin yanına defnedilmiştir.

Muhaddis Kummî, rivayet icazeti verme yetkisine sahip olan meşayihtendi. Nitekim döneminin önde gelen âlimleri, ezcümle İmam Humeynî (ö. 1989), rivayet icazetini Şeyh Abbas Kummî’den almışlardır.

Şeyh Abbas el-Kummî'nin el yazısı

Muhaddis Kummî dindar, sade bir yaşam tarzını benimsemiş, dünyanın aldatmacasına asla kapılmamıştır. Humusun imam hakkından hiç faydalanmamış, Tahranlı bir tacirin teberru kastıyla kendisine gönderdiği az miktardaki aylıkla geçinmeyi tercih etmiştir. Hindistan’ın Bombay şehrinden ziyaret maksadıyla Necef’e gelen iki zengin kadının kendisine yetmiş beş rupiye aylık bağlama teklifini de geri çeviren Muhaddis Kummî, oğlunun bağışı kabul etmesine yönelik ısrarına şu şekilde cevap vermiştir: “Ben şimdi harcadığım kadarının hesabını yarın kıyamet gününde Allah’a ve İmam Zaman’a (af) nasıl vereceğimi bilmezken, bu benim zihnimi yeterince meşgul ederken yükümü nasıl ağırlaştırabilirim?”

Ömrü araştırma yapmakla, okumakla ve yazmakla geçen Şeyh Abbas Kummî hakkında Aga Buzurg Tahranî (ö. 1970) şöyle yazar: “Muhaddis Kummî’nin zihni daima çalışmalarıyla meşguldü. Araştırmak ve yazmak onda bir çeşit aşka dönüşmüştü, hiçbir şey onu bu aşkından vazgeçiremezdi. O, bu yolda engel tanımazdı.”

Otuz beş yılını Sefinetü’l-Bihâr’ı yazmaya adayan Şeyh Abbas Kummî, bu çalışması sırasında, bazısı telif, bazısı tercüme ve bir kısmı da telhis formatında altmıştan fazla eser vücuda getirmiştir ve eserlerinin neredeyse tamamı kendi alanlarında başvuru kaynağı olmuştur. Şeyh Abbas Kummî’nin rical, ahlak, fıkıh, kelam, lügat, dua edebiyatı, tarih ve bilhassa hadis alanlarında yazdığı kitaplarının bazıları şunlardır:

1. Mefâtihü’l-cinân (On Dört Masum’dan nakledilen duaları derlediği Cennetlerin Anahtarları başlıklı dua mecmuası) 2. Menâzilü’l-ahiret (Ahiret Menzilleri, elinizdeki kitap) 3. Müntehâü’l-âmâl (On Dört Masum’un hayatı) 4. Nefesü’l-mehmûm (İmam Hüseyin’in Kerbela’da şehid edilmesinin anlatıldığı maktel) 5. el-Küney ve’l-elkâb (Şiî ve Sünnî âlim, şair, edip ve âriflerinin hayatı) 6. Sebilü’r-reşâd (Şia’nın itikadı, bilhassa mebde ve meâd inancı üzerine bir çalışma) 7. ed-Dürerü’n-nazîm fî lügati’l-Kur’âni’l-azîm (Kur’ân’ın sözcük bilgisine dair bir çalışma) 8. Tuhfetü’l-ahbâb fî terâcimi’l-ashâb (Hz. Peygamber’in ve Masum İmamlar’ın sahabîlerinin biyografileri) 9. el-Fusûlü’l-aliyye fî menâkibi’l-Murtazaviyye (Hz. Ali’nin menkıbelerine ve üstün ahlakına dair bir derleme) 10. Mekâlidü’l-felâh fî ameli’l-yevm ve’l-leyle (Gece ve gündüz amellerine dair rivayetlerin bir derlemesi) 11. Sefinetü’l-Bihâr ve medinetü’l-hikem ve’l-âsâr (Allame Meclisî’nin Bihârü’l-envâr adlı hadis mecmuasının konu esaslı kataloğu)

Ertuğrul Ertekin
___
Kaynakça: Şeyh Abbas Kummî’nin biyografisini yazarken şu yazılardan faydalandık: Seyyid Ali Mir Şerifî, “Yâdî ez Merhum Muhaddis Kummî”, Keyhan-i Ferhengî, 1366, sayı: 41, s. 36-38; Muhammed Taki Edhemnejad, “Hacı Şeyh Abbas Kummî: Hadis-i Necabet 1”, Mubelliğân, 1385, sayı: 88, s. 114-122.

16 Kasım 2014 Pazar

Allame Hacı Şeyh Muhammed Cevad Belağî (1865-1933)



Allame Belağî
Allame Belağî olarak tanınan Ayetullah el-Uzma Hacı Şeyh Muhammed Cevad Belağî, Şeyh Murtaza Ensarî’nin (ö. 1864) vefatından bir yıl sonra, 1282/1865 yılında çok sayıda âlim yetiştirmiş bir ailenin çocuğu olarak Necef’te doğdu.

Alau’r-Rahman fi tefsiri’l-Kur’ân
Tahsiline 24 yaşına kadar Necef’te devam eden Allame Belağî, 1306/1888-89 yılında Kazımeyn’e gitti. Kazımeyn’de altı yıl kalan ve dönemin ileri gelen hocalarının derslerine devam eden Allame Belağî, 1312/1894-95 yılında tekrar Necef’e döndü. Bu dönemde şu hocaların derslerine katıldı: Hacı Aga Rıza Hamedanî (ö. 1322/1904), Aga Seyyid Muhammed Hindî (ö. 1323/1905), Şeyh Muhammed Hasan Mamekanî (ö. 1323/1905), Muhaddis Nuri (ö. 1320/1902), Ahund Horasanî (ö. 1329/1911).

Allame Belağî, 1326/1908-10 yılında Samerra’ya gitti ve burada on yıl boyunca, Mirza Şirazî’ye atıfla İkinci Şirazî diye anılan, Mirza Muhammed Taki Şirazî’nin (ö. 1338/1920) derslerine devam etti. Allame Belağî birçok hocasından rivayet icazeti almıştır.

1336/1919 yılında İkinci Şirazî öncülüğünde İngiliz sömürgesiyle mücadele eden ulemaya katılan Allame Belağî, 1337/1920 Devrimi’ne katılarak âlimlerle birlikte Kazımeyn’e gitti. İki yıl Kazımeyn’de kalan Allame Belağî, 1338/1921 yılında Necef’e döndü. Necef’te bir yandan tedris faaliyetleriyle meşgul olan Allame Belağî bir yandan da kitaplar yazdı. Allame Belağî, yeni kelam ilmi tartışmalarını derslerine taşımış, bu anlamda Şiî ilim merkezlerine yeni bir bakış tarzı kazandırarak müfredata yeni bir dersin eklenmesinde etkili olmuştur.

et-Tevhid ve’t-teslis
Çok sayıda talebe yetiştiren Allame Belağî’nin talebelerinden bazıları şunlardır: Hacı Şeyh Muhammed Âl-i Ferecullah Necefî, Mirza Muhammed Ali Garevî, Seyyid Muhammed Sadık Bahrululum, Seyyid Sadreddin Cezayirî, Seyyid Ebu’l-Kasım Hoyî, Şeyh Muhammed Rıza Tabesî, Seyyid ŞehabeddinMaraşî.

Allame Belağî, 22 Şaban 1352/10 Aralık 1933 tarihinde Necef’te vefat etti. Aga Buzurg Tahranî bu konuda şöyle yazar: “Allame Belağî vefat ettiğinde Necef alt üst oldu. Mübarek naaşı görkemli bir törenle uğurlandı. Onu İmam Ali Türbesi’ne defnettiler.”

Eserleri: Allame Belağî çok sayıda kitap kaleme almıştır. Kitaplarının sayısının 60 olduğu söylenmektedir. Eserlerinden bazıları şunlardır: Alau’r-Rahman fi tefsiri’l-Kur’ân, el-Huda ila dini’l-Musafa (s), et-Tevhid ve’t-teslis, Acaibü’l-ekazib, Envarü’l-huda, el-Belağü’l-mübin, et-Talik ale’l-bey mine’l-Mekasib, Rıhletü’l-medresiyye.

Ertuğrul Ertekin
______________
kaynak:Rıza Ustadî, “Guşeha-yi ez Zendeganî-yiMerhum Şeyh Muhammed Cevad Belağî”,Mişke, 1361,Sayı: 1, s. 109-134; Nasırüddin Ensarî Kummî, “Ayetullah el-Uzma Allame Hacı Şeyh M. Cevad Belağî”, Nur-i İlm,1370, Sayı: 41, s. 44-70.

12 Kasım 2014 Çarşamba

Ayetullah Seyyid Şehabeddin Maraşî Necefî (1897-1990)



Ayetullah Maraşî
Ayetullah el-Uzma Seyyid Şehabeddin Maraşî Necefî, 20 Safer 1315/21 Temmuz 1897 tarihinde Necef’te doğdu. Nesebi, otuz üçüncü batında İmam Zeynelabidin’e ulaşır. Babası, Necef İlim Havzası’nda müderrislik yapan ve dönemin önemli fakihlerinden biri olan Ayetullah Seyyid Şemseddin Mahmud  Maraşî’dir (ö. 1338/1920).

Seyyid Maraşî, okuma yazma öğrendikten sonra İslâmî ilimler tahsiline başladı. İlk öğrenimini başta babası, büyük annesi Bibi Şems Begüm, büyük babası Ayetullah Seyyid Şemseddin Hüseynî Maraşî olmak üzere Necef’teki hocalardan tamamladı. Bu arada çeşitli âlimlerden matematik, astronomi ve tıp öğrendi.


Çeşitli ilimlerdeki hocaları şunlardır: Şeyh Murtaza Taleganî (edebiyat), Şeyh Nureddin Şafiî BektaşÎ (tecvid), Seyyid Rıza Saiğ Bahranî (neseb), Şeyh Muhammed Hüseyin (tefsir), Mirza Muhammed Ali Müderrisî Çehaderdehî, Aga Mirza Mahmud Şirazî, Aga Muhammed Hüseyin Kacarî (fıkıh ve usul), Seyyid Hasan Sadr (fıkıh, usul, hadis, diraye), Şeyh Mehdi Halisî (usul), Muhammed Cevad Belağî, Şeyh Muhammed İsmail Muhallatî (kelam). 

Aga Ziyaüddin Irakî, Muhammed Hüseyin Kaşifülgıta, Seyyid Hasan Sadr olmak üzere dönemin önemli fakihlerinin usul ve fıkıh derslerine devam eden Seyyid Maraşî, babasının vefatından sonra tahsil hayatını Kerbela, Samerra ve Kazımeyn’de sürdürdü. 28 yaşında ictihad icazeti almaya hak kazandı.  Seyyid Maraşî, Aga Ziyaüddin Irakî’den, Seyyid Ebu’l-Hasan Isfahanî’den ve Şeyh Abdülkerim Hairî Yezdî’den ictihad icazeti almıştır.

Seyyid Maraşî, İmamî Şiî âlimlerin yanı sıra Zeydî ve Sünnî âlimlerinde de derslerine katılmış, onlardan rivayet icazeti almıştır.

1342/1924 yılında İmam Ali Rıza’yı (as) ziyaret etmek için Meşhed’e giden Seyyid Maraşî buradan Tahran’a geçti ve bir yıl süreyle Tahran İlim Havzası’nda Şeyh Abdünnebi Nuri, Aga Hüseyin Necmabadî, Mirza Tahir Tenkabunî ve Mirza Mehdi Aştiyanî’nin derslerine katıldı.

Ertesi yıl Hz. Masume’yi ziyaret etmek için Kum’a giden Seyyid Maraşî, Ayetullah Abdülkerim Hairî Yezdî’nin ricası üzerine buraya yerleşti ve tedrise başladı. Kum’da daha çok Aga Necefî adıyla meşhur oldu.

Önce genç talebelere Arap edebiyatı, mantık usul ve fıkıh dersleri veren Seyyid Maraşî, Ayetullah Hairî Yezdî’nin (ö. 1355/1936) vefatından sonra haricî derslere başladı. Kum İlim Havzası’nda 70 yıl süren tedris hayatı boyunca İran’ın dinî hayatı üzerinde etkili olacak çok sayıda kişinin yetişmesine öncülük yaptı. Talebelerinden bazıları şunlardır: Murtaza Mutahharî, Şeyh Muhammed Rıza Mehdevî Kenî, Seyyid Beheştî, Seyyid Mustafa Humeynî, Şeyh Murtaza Hairî, Seyyid Murtaza Askerî, Seyyid Mahmud Taleganî, Mirza Cevad Tebrizî.

Ayetullah Burucerdî’nin (ö. 1961) vefatından sonra Kum İlim Havzası’nın yönetiminde görev alan Seyyid Maraşî, medreseler yaptırdı, birçok medresenin yapımına katkıda bulundu. Ayrıca içerisinde çok nadir el yazması eserlerin de muhafaza edildiği Ayetullah Maraşî Genel Kütüphanesi’ni kurdu.
Ayetullah Maraşî ve İmam Humeynî

Seyyid Maraşî, 1963’te Pehlevî rejimiyle mücadele eden, İmam Humeynî öncülüğündeki ulemanın yanında yer aldı. 1977 yılından itibaren ortaya çıkan olaylarda rejimle mücadelesini sürdürerek Pehlevî hanedanının yıkılmasında etkili oldu. 1979 yılında gerçekleştirilen İslâm İnkılâbı’ndan sonra İran’da itibarlı bir ilim adamı olarak ilmî ve içtimaî faaliyetlerini sürdürdü.

Ayetullah Maraşî'nin el yazısı
7 Şehriver 1369 (29 Ağustos 1990) tarihinde, 96 yaşında vefat eden Seyyid Maraşî’nin kabri, kurduğu kütüphanenin girişindedir.

Eserleri: Başta hadis, fıkıh, akaid, ahlâk ve biyografi olmak üzere çeşitli alanlarda bir kısmı neşredilmemiş 100 kadar eser telif eden Seyyid Maraşî’nin kitaplarından bazıları şunlardır:Hadisü’l-kisâ; el-Kısas alâ davi’l-Kur’ân ve’s-Sünne; Sebilü’n-necat; el-Leâli’l-muntazama ve’d-dürerü’s-semine; Eftasiyye; Lümatü’n-nur ve’z-ziya fi tercemeti’s-Seyyid Ebi’r-Rıza; Münyetü’r-rical fi şerhi Nuhbeti’l-makal; Talikatü İhkakı’l-hak; Müselselat.

Ertuğrul Ertekin
______________
kaynak: Seyyid Mahmud Maraşî, “Maraşî, Seyyid Şehabeddin”; Nasır Bâkırî Bidehendî, “Ayetullah el-Uzma Maraşî”, Nur-i İlm, 1369, Sayı: 37, s. 48-86; “Seyyid Şehabeddin Maraşî”.

10 Kasım 2014 Pazartesi

Ayetullah Molla Şeyh Fethullah Şeriat Isfahanî (1850-1920)



Şeyhü’ş-Şeriat

Şeyhü’ş-Şeriat olarak tanınan Ayetullah Molla Şeyh Fethullah Isfahanî, 12 Rebiyülevvel 1266/26 Ocak 1850 tarihinde Isfahan’da doğdu. Babası, Cevad Namazî Isfahanî’dir.

Şeyhü’ş-Şeriat, ilk öğrenimini mahalle mektebinde tamamladıktan sonra tahsiline Isfahan medresesinde devam etti. Zekâsıyla dikkat çeken Şeyhü’ş-Şeriat, kısa zamanda mukaddemat ilimlerini başarıyla tamamladı ve Meşhed’e gitti.

Meşhed medresesinde Mirza Nasrullah Müderris, Muhammed İbrahim Burucerdî Seyyid Murtaza Hairî’den ders aldı. Daha sonra memleketi Isfahan’a dönen Şeyhü’ş-Şeriat, o dönemde henüz Isfahan’da tanınmamasına karşın Şeyh Murtaza Ensarî’nin (ö. 1281/1864) görüşlerini aktardı ve onun usulüne bağlı kaldı.

1295/1878 yılında tahsiline devam etmek için Necef’e giden Şeyhü’ş-Şeriat, dönemin taklid mercileri Şeyh Muhammed Hüseyin Kazımeynî ‘nin (ö. 1308/1890-91) ve Mirza Habibullah Reştî’den (ö.1312/1894) derslerine katıldı. Bir yandan da tedris faaliyetlerine başladı.

Şeyhü’ş-Şeriat, yukarıda adı geçen hocaları dışında şu âlimlerin derslerine katılmıştır: Molla Haydar Ali Isfahanî, Muhammed Sadık Tenkabunî, Molla Ahmed Sebzevarî, Şeyh Abdulcevad Horasanî, Molla Muhammed Bâkır Isfahanî, Şeyh Muhammed Taki Herevî, Şeyh Muhammed Rahim Burucerdî.

1313/1895 yılında hacca giden Şeyhü’ş-Şeriat, Mekke’de Sünnî âlimlerle bir araya geldi ve ilmî münazaralarda bulundu. Şeyhü’ş-Şeriat, hac dönüşünde Necef’teki tedris faaliyetlerine devam etti. Fıkıh, usul, rica, diraye, tefsir, Kur’ân ilimleri, felsefe, kelam ve ihtilafiyat (fakihlerin farkı görüş ve fetvalarının incelenmesi) dersleri verdi.

Şeyhü’ş-Şeriat çok sayıda talebe yetiştirmiştir. Talebelerinden bazıları şunlardır: Şeyh Abdülkerim Hairî, Seyyid Muhammed Hüseyin Burucerdî (ö. 1961), Seyyid Ebu’l-Kasım Hoyî (ö. 1992), Seyyid Ziyaüddin Irakî, Seyyid Şihabüddin Maraşî, Seyyid Abdülhadi Hüseyinî Şirazî, Seyyid Muhsin Tabatabaî Hakim, Seyyid Muhammed Hüseyin Kuh-i Kemreî, Seyyid Muhammed Taki Hansarî ve Muhammed Ali Şahabadî.

Mirza Habibullah Reştî ve Şeyh Muhammed Hüseyin Kazımeynî’nin vefatlarından sonra halkın bir kısmı Şeyhü’ş-Şeriat’ı taklid etmiştir. Mirza Şirazî’nin (ö. 1312/1895) vefatından sonra ise Şeyhü’ş-Şeriat mercilik yöneticisi olmuştur.

Şeyhü’ş-Şeriat, selefi Mirza Şirazî gibi siyasî faaliyetlerde bulunmuş, yayımladığı bildirilerle Irak’ta ve İran’da halkı sömürgecilere karşı kıyama çağırmıştır. İran’da meşrutiyet inkılâbından sonra, 1907’de, İngiltere ve Rusya İran’ı üç bölgeye ayırıp ülkenin toprak bütünlüğüne göz diktiklerinde, Şeyhü’ş-Şeriat başta olmak üzere ulema derslerini tatil etmiş ve cihad için hazırlık görmüşlerdir.

Irak’ı işgal eden İngiltere bir yandan ülkeye hâkim olmaya çalışırken diğer yandan Irak’ın kültür mirasına göz dikmişti. Bu doğrultuda yerel çalışanlarına el yazması kitapları toplayıp Londra Kütüphanesi’ne göndermelerini emreden İngiliz yetkililer, bu kitapların din adamlarınca satın alınmasını da engelliyordu. Bu bağlamda Şeyhü’ş-Şeriat birçok din adamını hapse düşmekten kurtarmıştır. Örneğin satın aldığı bir el yazması kitap yüzünden hapse mahkûm edilen Ayetullah Maraşî (ö. 1411/1990), Şeyhü’ş-Şeriat’ın girişimleri sayesinde hapisten kurtulmuştur.  

Şeyhü’ş-Şeriat, 8 Rebiyüssani 1339/20 Aralık 1920’de vefat etti. Kabri, İmam Ali Türbesi’ndedir.

Eserleri: İnaretü’l-halık fi kıraati melik ve malik; Irsü’z-zevce min semeni’l-akar; Siyanetü’l-inabe an vasimeti’r-ritane; İfazetü’t-takdir fi ahkâmi’l-asir; Kaidetü’l-edrar; Kaidetü taharet; Kaidetü’l-vahidi’l-basit.

Ertuğrul Ertekin
_______________