20 Eylül 2014 Cumartesi

İmam Zeynelabidin'i (a.s) Kâbe’ye Girerken Gösteren Minyatür

İmam Zeynelabidin (a.s) Kâbe’ye girerken
Gülistan Sarayı Müzesi

Sayfanın üzerinde şu beyitler yazar:

Kurretü’l-ayn-i Seyyidü’ş-şühedâ’st
Zehre-i şâh-i devhe-i Zehrâ’st.

Bu beyitler Ferazdak’ın Arapça şiirinin Abdurrahman Camî (öl. 898) tarafından yapılan Farsça tercümesinden alınmıştır. Hişam b. Abdülmelik, Kâbe’de karşılaştığı İmam Zeynelabidin’in kim olduğunu soran birine onu tanımadığını söyler. Hişam’ın İmam Zeynelabidin’i tanıdığını bilen Ferazdak onun kibir ve gururunu görünce oracıkta bir kaside söyler. Ferazdak, söylediği bu kasideden dolayı Hişam’ın hışmına uğrar ve hapsedilir. Abdurrahman Camî, serbest tercümesinde, bütün bu olayları anlatmıştır. Biz burada şiirin minyatürle ilgili bölümünü tercüme etmekle yetiniyoruz.

Hişam adında Abdülmelik oğlu
Şam ahalisiyle birlikte Kâbe’deydi.
Tavaf için Kâbe'ye doğru ilerledi,
Lakin izdihamdan,
Hacerü’l-esved’i istilam edemedi.
Bunun üzerine bir kenarda izlemeye koyuldu.
O esnada oğulların ve velilerin seçkini,
Âbidlerin süsü, Ali’nin Hüseyin’inin oğlu,
İzzet abası ve nur halesiyle
Kâbe’ye yaklaşıyordu.
Tavaf için her yana yönelse,
İnsanlar ona yol açıyorlardı.
Bir Şamlı ona (Hişam’a) sordu:
Böylesi cemal ve celale sahip olan bu zat da kimdir?
Cehalet bahanesi ileri sürdü,
Onu tanımazdan geldi.
Tanımam, bilmem kim olduğunu, dedi;
Medineli, Yemenli veya Mekkeli’dir.
Ünlü hatip Firas o sırada,
Şamlıların arasında, oradaydı.
Ben onu iyi tanırım, dedi;
Ona niye soruyorsun, bana gelsene!
Mekke’de ve Batha’da,
Zemzem, Bu-Kubeys, Huneyf ve Mina’da
Herkes tanır onu.
Herkes onun yüce makamına vakıftır. 
Şehidlerin Efendisi’nin gözbebeği,
Zehra ağacının meyvesi, 
Haydar-ı Kerrar dağının eteğinde laledir o.

Ertuğrul Ertekin
__________________
bkz. Abdurrahman Camî, Heft Evreng, Birinci Evreng, s. 141.
* Semsar,Golestan Palace Library, Tahran 2000.