23 Eylül 2014 Salı

Kumeyl b. Ziyad’ın Hadisi


Kumeyl b. Ziyad'ın Hz. Ali'den (a.s) rivayet ettiği hadistir. “el-Kulubu’l-ev’iyye (Bu kalpler kaptır.)” cümlesiyle başlayan bu hadisin konusu hakikî dinî bilginin faziletleridir. Metni uzundur. Metninde göze çarpan küçük farklılıklarla birlikte çok sayıda Şiî ve Sünnî kaynakta nakledilmiştir (örneğin bkz. Tuhefu’l-ukul; Nehcü’l-belağa/hikmetli söz:147; Hilyetü’l-evliya).

Şiîlerin bu hadise özel bir teveccüh göstermelerinin nedeni metninde geçen “Yeryüzü hiçbir zaman Allah’ın hüccetinden boş kalmaz; onlar hakikî ilmin taşıyıcıları ve Allah’ın yeryüzündeki temsilcileridir.” cümlesidir. (hadisten yapılan bu alıntının çevirisinde Farsça çeviriye sadık kalındı.) Hadisin Şiîlerce istinsah edilen yazma nüshalarının çoğunluğunda, Sünnîlerce istinsah edilenlerinse birçoğunda bu cümlenin devamında şu cümle yer alır: “Hakikatin taşıyıcıları ister açık ve meşhur olarak, ister gizli ve bilinmeyen bir şekilde…”* 

Kumeyl'in Hadisinin metni
Kumeyl b. Ziyad en-Nahaî’ye söylediği bir söz

Kumeyl b. Ziyad şöyle der: Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Tâlib (a.s) elimden tutup beni mezarlığa götürdü. Çöle çıkınca, derin nefes aldı; sonra şöyle dedi: 

Ey Kumeyl! Bu kalpler kaptır. Onların en hayırlısı en iyi muhafaza edindir. Sana söylediklerimi ezberle!

İnsanlar üç çeşittir. Rabbanî bir âlim; kurtuluş yolunda öğrenen; her bağıranın peşinden giden, her rüzgârla eğilen, ilim nuruyla aydınlanmayan ve sağlam temele sığınmayan ayaktakımı yığını.

Ey Kumeyl! İlim maldan daha hayırlıdır. İlim, seni korur; sen ise malı korursun. Malı harcama azaltır; ilmi ise infâk artırır. Malın zevaliyle onun faydası da yok olur.

Ey Kumeyl! İlmin bilinmesi itaat edilecek bir dindir. İnsan onunla, hayatında itaati ve vefatından sonra güzel mükâfatı kazanır. İlim hâkim, mal ise kendisine mahkûm olunandır.

Ey Kumeyl! Malların hazinedarları hayattayken helâk olurlar. Âlimler ise, zaman (dünya) var oldukça bakidirler. Kendileri kayıp olsa da benzerleri kalplerde mevcuttur. (Göğsüne işaret ederek) Onu taşıyanları bulabilsem, işte çok büyük miktarda ilim buradadır. Bilakis ilim için kendisine güvenilmeyen bir çabuk anlayan, dini dünya için kullanan, Allah’ın nimetleriyle kullarına, hüccetleriyle dostlarına üstün geleni; ya da hakkı taşıyanlara uyan, ancak o meyilde bir basireti olmayan, şüpheden ilk rahatsızlık sebebiyle kalbinde kuşku çıkanı buldum. Bilmiş ol ki, ne bu ne de şu! Ya da lezzet düşkünü, şehvetinin sözünü dinleyen veya (malı) toplamaya ve saklamaya tutkun… İkisi de hiçbir konuda dini koruyanlardan değildir. Onlara en çok benzeyen, otlayan develerdir. İlim, taşıyanlarının ölümüyle böyle ölür.

Allahım, evet! Yeryüzü, ister açık ve meşhur olarak, ister gizli ve bilinmeyen bir şekilde Allah’ın hüccetlerinin ve apaçık delillerinin iptal olmaması için, Allah için bir hücceti ayakta tutandan boş kalmaz. Kaç kişiler? Neredeler? Allah’a yemin olsun ki, onlar sayıca en az olanlar, Allah katında en büyük değere sahip olanlardır. Onu denk olanlara emanet edinceye ve benzerlerinin kalplerine ekinceye kadar korur. İlim, onlarla basiretin hakikatine hücum eder. Onlar, yakîn ruhla temasta bulundular; bolluk içinde yaşayanların zor bulduklarını kolay buldular. Cahillerin tiksindikleriyle samimi oldular. Ruhları en yüksek yere asılı bedenlerle, dünya ile arkadaş oldular. Bunlar, Allah’ın yeryüzündeki halifeleri ve dinine çağıranlardır. Ah, ah! Onları görmeyi ne kadar arzuluyorum. İstiyorsan git ey Kumeyl!**

Ertuğrul Ertekin
________________
*bkz. Hossein Modarressi, Tradition and Survival: A Bibliographical Survey of Early Shi’ite Literature, c. 1, s. 77-78 (Farsça tercümesi: Miras-ı Mektub-i Şia, çev. Seyyid Ali Kıraî-Resul Caferiyan, c. 1, s. 119-120).
** bkz. Hz. Ali, Nehcü’l-belağa, çev. Ahmed Demircan, İstanbul 2007, s. 355-356. Ayrıca bkz. Hasan b. Ali el-Harranî, Tuhefu’l-ukul, çev. Fahrettin Altan, İstanbul 1996, s. 321-323. Hadisin, Ebu Nuaym Isfahanî'nin Hilyetü'l-evliya'da naklettiği versiyonunu buradan okuyabilirsiniz.